Kooperatif Kurultayı Sonuç Bildirgesi
Türkiye Milli Kooperatifler Birliği’nin ortak birlik temsilcilerinin, kimi siyasal parti genel başkanlarının, milletvekili ve bürokratların, bilim insanlarının, uygulayıcıların katılmasıyla gerçekleştirdiği ve topluca Anıtkabir’e yapılan Atatürk’e saygı ve şikayet yürüyüşüyle sonlandırılan Kooperatifçilik Kurultaylarından üçüncüsünde sunulan bildiriler ve yapılan konuşmaların ışığında aşağıdaki görüş ve önerilerin, ilgili ve yetkili kişi ve kuruluşlara, kamuoyunun dikkatine sunulması kararlaştırılmıştır...
• Kooperatifçiliğin, dar ve yoksul kesimlerin temel gereksinmelerini karşılamak üzere giriştikleri, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma kuruluşları olarak üyelerinin benimsediği demokratiklik, dürüstlük, gönüllülük ile topluma ve öbür insanlara karşı sorumluluk duygusu gibi temel değerlere sahip olduğu bir yaşam felsefesi ve biçimi olduğunu vurgulayarak,
• Kooperatifçiliğin ideolojik bir kılıfa sokulamayacağını, her ülkenin siyasal rejimine göre oluştuğunu, bugün en kapitalist ülkelerde, örneğin ABD’de, AB ülkelerinde bile, kooperatiflerin ekonomide önemli katkıları bulunduğunu dikkate alarak,
• Anayasamızın 57., 171. ve diğer ilgili maddeleri ışığında, üretimin arttırılması ve tüketicilerin korunması amacıyla kooperatiflerin, toplu konut girişimlerini devletin desteklemesini öngörmesine karşın devletin son yıllarda bu görevini yerine getirmediğini bilerek,
• Ayrıca, üyesi bulunduğumuz Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO’nun) kooperatifçiliğin desteklenmesine ilişkin 193 sayılı kararında ülkemizin de imzasının bulunmasına, bu kararın AB müktesebatının bir parçası olmasına karşın bunun yaşama geçirilmesi için ilgili iki Bakanlığın ve sendikalarımızın gerekeni yapmadığı gerçeğinden hareket ederek,
• Kooperatif üyesi motorlu taşıyıcıların örgütlenmesini köstekleyen, onlara büyük mali yük getiren, holdinglerin tır filolarının çıkarına yasal düzenlemenin küçük girişimci-esnaf olan bu insanları çok zor duruma soktuğunu, yasa önünde eşitlik ilkesinin çiğnendiğini belirterek,
• Tüketim kooperatiflerinin kamu işyerlerindeki etkinliklerinin yasaklandığını, buna karşın vakıf ya da başka adlar altındaki örgütlere yer verildiğini gözlemleyerek,
• İlgili Bakanlıkların, yasanın öngördüğü Kooperatifçilik Danışma Kurulunu yıllardır toplamadığını, buna karşılık, 1163 sayılı Kooperatifler Yasas’ının değiştirilmesi hazırlıklarını doğrudan sürdürmekte olduklarını, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın (Internet) sitesinde, hazırlanan taslağı yayınlamakla yetindiklerini dikkate alarak,
• Birçok ülkede Kooperatifler Bankası’nın önemli bir rol oynamasına karşılık, ülkemizde küçük çiftçiyi desteklemek için Ziraat Bankası’nın, Esnaf ve Sanatkarların kredi gereksinmesini karşılamak için Halk Bankası’nın, konut kredisi için Emlak Kredi Bankası’nın kurulduğunu, siyasetçilerin bunları yanlış yöne sürükleyerek onların bu işlevlerini yitirdiklerini, bu yüzden de tasfiye süreçlerine sokulduklarını saptayarak,
• Kırsal alandaki üreticilerin kooperatifleri de IMF ve Dünya Bankası gibi ulusüstü kuruluşların dayatmasıyla belirlenen tarım politikaları yüzünden, üretimden uzaklaştırılma, ürünlerini değerlendirememe durumuna düşürüldüğünü, bu açıdan kooperatifler yerine desteklenen üretici birliklerinin kolayca siyasal erkin güdümüne sokulabileceğini dikkate alarak,
• Gelişmiş ülkelerde her açıdan üreticiler ve kooperatifler desteklenirken, ülkemizde destekleme alımlarının kaldırıldığını, şeker pancarında olduğu gibi, kimi ürünlerde kota sınırlamasına gidildiğini, bunun yerine çiftçiyi üretimden alıkoyan ve adaletsizlikler doğuran “doğrudan gelir desteği” gibi uygulamaların Türkiye tarımının gerilemesine, hatta çökmesine neden olduğunu vurgulayarak,
• Şeker pancarı üretiminin kısılmasına karşılık, çiftçinin tohumunun ABD ya da İsrail’den getirilen genetiğiyle oynanmış mısır üretimine ağırlık verilerek, mısır nişastasına dayalı tatlandırıcı üretilmesi yoluna gidilmesinin, Cargill gibi yabancı ve işbirlikçisi yerli firmaların özendirildiğini, oysa, toprak ve iklim özellikleri nedeniyle Türkiye’nin şeker pancarı için en uygun ülke olduğunu, üstelik şeker pancarından bio-yakıt elde edilerek Türkiye’nin dışa bağımlı enerji politikasının yükünü hafifletmek olanağı bulunduğunu anımsatarak,
• Özelleştirmelerde işletme ve üretim zorunluluğu getirilmediğinden, hem üretimin durdurulduğunu, hem de rantı yüksek olan yerlerde bulunan tesislerin, konut ve benzeri amaçlarla kullanıldığını, üretim dışına çıkarıldığını,şeker fabrikaları özelleştirmelerinin yaklaşık 1,5 milyon pancar ekicisinin ailesinin mağduriyetine yol açacağı ve şeker fabrikalarında çalışan 35 bin işçinin azaltılması sonucunu doğuracağını, yaklaşık bir milyon ton kaçak şekerin ülkeye sokulduğunu üzüntüyle gözlemleyerek,
• Kooperatiflerin ve ortaklarının, Fiskobirlik örneğinde olduğu gibi, çeşitli nedenlerle cezalandırılmasını, her yönden engellemelere gidilmesini kınarken üreticilerin dayanışmasının bu türden yapay sınırlamaların aşılmasında olumlu sonuçlar doğurabileceğini anımsatarak,
• Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması ile orman köylüsünün korunması da Anayasamızla güvence altına alınmış olmakla birlikte siyasal iktidarların gerekli duyarlılığı göstermediklerini belirterek,
• Amaç ve işlevleri değişik olmakla birlikte “Sanayi Siteleri Yapı Kooperatifleri” ile “Toplu İşyeri Yapı Kooperatifleri”nin de konut kooperatifleri gibi belli bir alanda proje bütünlüğü içinde, kent imar planına uygun biçimde yapılar ve toplumsal, fiziksel alt-yapılar üretmeleri açısından konut yapı kooperatifleriyle benzerlikler taşıyan bir kooperatif kesiminin, TOKİ’nin son yıllarda, ne konut ne de sanayi ve işyeri kooperatiflerine donatılı arsa sağlama işlevini yerine getirmediğini, böylece kuruluş yasasına aykırı uygulamalara giriştiğini vurgulayarak,
• TOKİ’nin bunun yanında, yap-satçılık yaptığını, ürettirdiği konutları pazarlamakta güçlük çektiğini, müteahhitlerinin zorluklarla karşılaştığı için onlara fiyat farklarını ödeme, ucuza demir ve çimento sağlama gibi kolaylıklar sağlamak istediğini, kendi yaptırdığı yapılar için ilgili vergi ve harçlardan istisna sağladığını, bunun eşitlik ilkesiyle ve toplumsal konut politikasıyla bağdaşmadığını belirterek,
• Konut kooperatiflerinin karşılaştığı sorunların, sanayi siteleri ve toplu işyerleri kooperatifleri için de geçerli olduğunu belirterek, aşağıdaki sonuç, görüş ve önerilere varılmıştır:
Sonuç ve Öneriler
1. Devlet, kooperatifçiliğin gelişmesi için, Anayasal görevlerini yerine getirmeli; bu bağlamda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın her basamaktaki okullarında, halk eğitim merkezlerinde, üniversitelerde, kamu yayıncılığı yapan TRT’de kooperatifçilik eğitimine ve uygulamasına gereken önemi vermelidir. (AB’den alınan mali desteklerin eğitime kaydırılması)
2. Bu konuda verilecek eğitim ile, birlikte iş yapma, birlikleşme ya da güçbirliği yapma kültürü geliştirilmeli, kooperatifçiliğin bir yaşam felsefesi ve biçimi olduğunun insanlarımızca bilinmesi ve anlaşılması amaçlanmalıdır.
3. Eğitim amacıyla kooperatiflerin gelir artıklarından kesilen ve hazineye gelir kaydedilen % 1’lik katkının kooperatiflerin öz kaynağı olmasından dolayı, aynı amaçla TMKB’ne verilmesi için yasal değişiklik yapılmalıdır.
4. İlgili bakanlıklar, kooperatiflerle ilgili yasa değişikliklerini TMKB ile ortaklaşa bir çalışma sonucunda belirlemelidir.
5. Devlet, kooperatifler bankası kurulması için gerekli önlemleri almalı, destek çıkmalıdır.
6. Özelleştirme kapsamındaki şeker fabrikalarının rant konusu olmaktan kurtarılması için özelleştirilmemesi, özelleştirme zorunluysa, en uygun çözüm; şeker fabrikalarının elden çıkarılması değil, bunların işletmesinin pancar ekicileri kooperatiflerine devredilmesi, böylece 1.5 milyon pancar ekicisi ailenin yoksulluktan kurtarılmasıdır.
7. Kooperatif kurulmasına, dağılmasına, tesciline ilişkin her türlü işlemlerin Bakanlıklarca yürütülmesine son verilmeli, bu yetkiler Türkiye Milli Kooperatifler Birliğine devredilmeli, ilgili bakanlıklar eğitim ve denetim işlevlerini etkin biçimde yerine getirmelidir.
8. Bağımsız bir kooperatifler yasası yürürlükteyken, yasadan önceki dönemde olduğu gibi, kooperatiflerin bugün de ticaret odalarına üye olmaları zorunluluğuna ilişkin uygulamaya son verilmeli, kooperatifler yasasına bağlı olduklarından kooperatiflerin sicilleri TMKB’ince tutulmalıdır.
9. Kooperatifçilik hareketi, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Konseyinde temsil edilmelidir.
10. Konut Müsteşarlığının kaldırılmasından ve Arsa Ofisi’nin kendisine devredilmesinden, doğrudan başbakana bağlanmasından sonra geniş yetkilerle donatılarak kamu yönetiminde ayrıcalıklı bir konuma getirilen, fakat toplumsal konut politikasından uzaklaşan TOKİ, orta sınıfın örgütleri olan, talep örgütlemedeki ve alt ve üst yapıların üretilmesindeki gücünü kanıtlayan kooperatiflere yönelik yasal görevlerini yerine getirmelidir.
11. Endüstriyel üretim yapan işletmelerin% 40 gibi önemli bir bölümünü oluşturan küçük ve orta ölçekli sanayi kuruluşlarının, hem sağlıklı kentsel gelişme, hem de işsizliğe karşı çalışma fırsatları, endüstriyel üretim olanakları yaratan meslek ve sanat işletmelerinin yerleşeceği sitelerin yapılması için çalışan Sanayi Sitesi ve Toplu İşyeri kooperatiflerinin ülke ekonomisine özellikle işsizliğin azaltılmasında önemli katkılar sağladıkları dikkate alınarak onlara arsa ve kredi desteğinin sağlanması gereklidir.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
